Aliya İzzetbegoviç Ölümünün 18. Yılında Konya'da Anıldı

Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı koordinatörlüğünde, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı, Gazi Üniversitesi Rektörlüğü ve Konya Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü iş birliğiyle hazırlanan, “Aliya İzzetbegoviç’i Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri” çerçevesinde düzenlenen ”Fotoğraf Sergisi ve Aliya Bir Medeniyetin Yeniden İnşası Paneli”  28 Aralık 2021 tarihinde, saat 13.30’da Konya Selçuk Üniversitesi Müze Binası Konferans Salonunda yapıldı.

Av. Hayrullah Başer, Rektör Prof. Dr. Metin Aksoy ve Programa Katılan Protokol Fotoğraf Sergisinin Açılışını Yaptı

Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Av. Hayrullah Başer, Konya Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Aksoy ve programa katılan protokol fotoğraf sergisinin açılışını yaptılar.

Üniversiteli gençlerin büyük ilgi gösterdiği sergi gezildikten sonra programa geçildi.

Saygı duruşu, İstiklal Marşı, Selçuk Üniversitesi Tanıtım Filmi ve Aliya Projesi Tanıtım Filmi ile başlatılan programda, Turizm ve Kültür Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un teşekkür mesajı okundu.

Yönetim Kurulu Başkanı Hayrullah Başer: “Aliya, sadece ölüm yılında anılacak bir isim değildir.”

Av. Hayrullah Başer, açılış konuşmasını yapmak için sahneye davet edildi. Sayın Başer konuşmasında, Aliya’nın yalnızca ölüm yıldönümlerinde anılacak bir isim olmadığının altını çizdi ve sözlerine şöyle devam etti: “Bizler vakıf olarak on yılı aşkındır derdine düştüğümüz “yeniden bir medeniyet inşası” tefekküründeydik ve bu istikamette çalışıyorduk.  Fakat gördük ki Aliya, bunu elli yıl evvel başlatmıştır.”

Av. Hayrullah Başer, Aliya’yı doğru okuma, doğru anlamanın önemi üzerinde durduktan sonra Aliya’nın, “Her sistem gelirken yıkmak ve yenisini yapmak üzere gelir.” sözünün üzerine Hristiyanlığın, Yahudiliğin, Nasyonalizmin, Kapitalizmin ve daha bunun gibi birçoklarının bu sözü doğruladığını söyleyerek İslam’ın tüm ırkların mutluluğunu esas aldığından bahsetti.

Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Aksoy: “Aliya, ‘Düşmana benzediğiniz zaman savaşmanın anlamı kalmaz.’ diyor. Biz de gençlerimizi bu bilinçle eğitmeye gayret ediyoruz.”

Daha sonra kürsüyü teşrif eden Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Aksoy, Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfına böylesine mühim bir şahsı tanıtmak üzere projeyi uygulamaya geçirdikleri için teşekkürlerini bildirerek sözlerine şöyle devam etti: “Aliya, ‘Düşmana benzediğiniz zaman savaşmanın anlamı kalmaz.’ diyor. Biz de Selçuk Üniversitesi olarak gençlerimizi bu bilinçle eğitmeye gayret ediyoruz. Topluma katkı sağlayacak bireyler olmalarını istiyoruz. Bu da liderleri ve örnek şahsiyetleri gençlere tanıtmaktan geçiyor. Biz de bunu yapmak üzere çalışıyoruz.” Rektör Metin Aksoy, panelin hayırlara vesile olması dilekleriyle sözlerini tamamladı.

Açılış konuşmalarının ardından Selçuk Üniversitesi Dilek Sabancı Devlet Konservatuvarı öğrencileri müzik dinletisi gerçekleştirdi. Sonrasında, Prof. Dr. Mustafa Aydın’ın moderatörlüğünde, Prof. Dr. Hilmi Demir, Prof. Dr. M. Hakkı Akın, Doç. Dr. Faruk Karaaslan ve Dr. Osman Arslan’ın konuşmacı olarak katıldığı panele geçildi.  

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut Hakkı Akın: “Aliya’nın düşünceleri gençlerin pek çok sorusuna cevap verir niteliktedir.”

Prof. Dr. Mahmut Hakkı Akın, projeye vesile olanlara ve emek verenlere teşekkür ettikten sonra Aliya’nın gençlerle buluşturulmasının ne denli önemli olduğundan bahsetti. Gençlik ve Aliya konusunda, “Aliya’nın düşünceleri gençlerin pek çok sorusuna cevap verir niteliktedir.” diyerek bilinçli bir Müslüman toplumun nasıl kurulacağını Aliya’nın sözleriyle aktardı.

Prof. Dr. Akın sözlerine “Genç Müslümanlar Teşkilatı ve Aliya” konusunu ele alarak devam etti: “Genç Müslümanlar Teşkilatının marşının son iki mısrası şöyledir: ‘İslam yeniden neyse o olacak /Şanlı bayrağımız yeniden dalgalanacak.’ Buradaki ifadeden anlıyoruz ki İslam’la insanlar arasında bir mesafe söz konusudur ve Müslümanların İslam’ın temsiliyle ilgili problemleri vardır. Genç Müslümanlar Teşkilatı ve Aliya’nın kitapları bizleri aydınlatarak adeta o döneme bir ayna tutmuştur. Aliya, bu tespiti ile Müslümanların yeniden İslamlaşmasına işaret etmiştir.”

Akın, Aliya’nın eleştirel bakış açısından hareketle, “Genç Müslümanlar Teşkilatı kendilerinde şu bilinci geliştirmişlerdir: ‘Reddediyorsak mutlaka çok iyi bilmeliyiz.’ ‘Bilmediğiniz bir şeyi ne eleştirebilirsiniz ne de onun yerine yeni bir şey inşa edebilirsiniz.’ düşüncesiyle hareket eden Aliya’nın, Batı düşüncesine ne kadar hâkim olduğunu görmek mümkündür.” diyerek sözlerini tamamladı.

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Direktörü Prof. Dr. Hilmi Demir: “Aliya savaştı ama asla ahlaktan taviz vermedi. Savaşın ahlakı olabileceğini gösterdi.”

Prof. Dr. Hilmi Demir, konuşmasına Aliya’nın bir Müslümanın nasıl yaşaması gerektiğini, Müslüman bir devlet adamının nasıl olduğunu ve bir Müslümanın nasıl ölmesi gerektiğini hayatıyla gösterdiğinden bahsederek başladı. Dinleyicilere Aliya’yı daha iyi anlamanın yolunun Balkanların İslam’la nasıl tanıştığını anlamaktan geçtiğini söyleyerek konuşmasına şöyle devam etti: “Aliya’nın medeniyet tasavvurunun iki merkezi vardır. Bunlardan birisi insandır. İkincisi ise Allah’tır. Aliya’nın tüm davası ve tüm dünyası şahıs kültünü ayakaltına almaktır. Aliya’nın literatüründe şahıs diye bir şey yoktur. Kendisi asla bir şahıs kültürü inşa etmemiştir.”

Demir sözlerini, “Aliya savaştı ama asla ahlaktan taviz vermedi. Savaşın ahlakı olabileceğini gösterdi. Aliya, Bosna’da bir devlet inşa etti ve başka dinden insanlarla bir arada yaşanılabileceğini gösterdi.” şeklinde devam ettirdi.

Hilmi Demir konuşmasının devamında, Aliya’nın eğitim verirken akıl ile gönlü bir arada eğitmekten yana olduğunu anlattı. Daha sonra ise akıl ile eleştirel düşünceye verdiği önemin altını çizdi: “Aliya, hukukun ve adaletin ne demek olduğunu bize bizzat hayatıyla anlattı. O yüzden en önemli şeylerden bir tanesi onun akla ve eleştirel düşünceye olan vurgusudur.”

Prof. Dr. Hilmi Demir son olarak: “Aliya’nın üzerinde durduğu en önemli şeylerden biri de İslam’ın insan tabiatını inkâr etmeyen bir din olmasıdır. Aliya için İslam, tabiatın ve insan fıtratının gerçekliğini kuşatan bir dindir.” dedi.

Necmettin Erbakan Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Faruk Karaaslan: “Aliya için ilerlemişliğin esas ölçütü ahlaki ve insani kalabilmekle ilgilidir.”

Panelin üçüncü konuşmacısı Doç. Dr. Faruk Karaaslan, sözlerine Aliya hakkında çalışmaların hâlâ az olduğundan bahsederek ve giderek çoğalmasını temenni ederek başladı. Karaaslan, özellikle “Şu an yaşadığımız dünyanın sorunlarına Aliya’yı okuyarak çözüm bulunabilir mi?” sorusu üzerinde durdu ve şunları söyledi: “Güncel sorunların kadim cevapları vardır. Aliya da bulunduğu dönemde kendinden önceki düşünürleri okumuş ve araştırmıştır.”

Faruk Karaaslan konuşmasının devamında, “Maddi değerlerin ön planda tutulduğu bu dünya içerisinde Aliya demiştir ki, ‘Hayır, bu maddi unsurlar ilerlemişliğin esas ölçütü değildir. Esas olan ahlaki ve insani kalabilmekle ilgilidir.” diyerek sözlerini tamamladı.

Dr. Osman Arslan: “Rahman suresindeki her ayet Aliya’nın hayatını, şahsiyetini ve düşüncelerini gösterir. Bilge Aliya’nın rehberi Rahman suresidir.”

Bir medeniyetin yeniden inşası üzerinde duran Osman Arslan, Selçuk Üniversitesi karşısındaki mahallenin Bosna-Hersek Mahallesi olarak isimlendirilmesinin Konyalıların Aliya ve Bosna halkına karşı duydukları vefa borcunu yerine getirdiğini ifade ederek sözlerine başladı.

Dr. Osman Arslan Bosna Hersek’teki Sırp mezaliminin sembolü olan “Artemis çiçeği” ve “Mavi Kelebek” anekdotunu paylaştı: “Mavi kelebeğin anlamını biliyor musunuz? Bosna’da on binlerce kişi katledildikten sonra Sırplar cenazeler bulunmasın diye dağlara, tepelere toplu mezarlar kazmış ve cesetleri buralara atmışlardır. Uydudan tespit edilemesin diye üstüne metaller yerleştirmişlerdir. Bu uygulama ile soykırımın delillerini yok etmeye çalışılmışlardır. Meğer insan bedeni toprağa gömüldükten sonra bir çiçek açarmış. Bu çiçeğin adı Artemis çiçeğiymiş. Bu çiçekten ise sadece ama sadece mavi kelebekler beslenirlermiş.  Bosna’da kelebeklerin olduğu yerlerin altı deşilmiş ve toplu mezarlar ortaya çıkmıştır. Aliya bunu kitabında böyle anlatır. ‘Onları biz bulmadık.’ der Aliya, ‘…mavi kelebekler buldu.’ İşte bu sebeple mavi kelebekler bir sembol hâlini almıştır.”

Arslan sözlerini “Aliya ve Rahman suresi” hakkında konuşarak tamamladı: “Rahman suresindeki her ayet Aliya’nın hayatını, şahsiyetini ve düşüncelerini gösterir. Bilge Aliya’nın rehberi Rahman suresidir.”

Panelistler konuşmalarını bitirdikten sonra toplu fotoğraf çekimi oldu ve katılımcılara hediyeleri takdim edilerek program tamamlandı.